BİZ SİZİ ARAYALIM
TEKNOLTAN "Roip" Sistemi Satışa Sunuldu ! - Referanslar : THY - TCDD - İl Sağlık Müdürlükleri Ve Daha Fazlası
Philadelphia Deneyi ( Işınlanma Deneyi )
Philadelphia Deneyi

Dünyanın kaderine yön veren süper güç devletler sayesinde teknoloji büyük bir hızla gelişti. Nitekim günümüzde kullandığımız birçok teknolojik gelişme birinci ve ikinci dünya savaşları esnasında bulunmuş askeri amaçlı ürünlerdi. Dünya devletlerinin sanayinin gelişmesinden sonra 19 ve 20. yüzyıllarından itibaren tüm güçlerini büyük bir ivme ile savunma sanayisine yönlendirdikleri bir gerçektir. Almanların ikinci dünya savaşında ortaya çıkardıkları birçok savaş teçhizatı antifriz gibi günümüzde de halen kullanılmaktadır. Öyle ki uzay araştırmaları sonucunda alüminyumun sıcaklığa çok yüksek direnç gösterdiği öğrenilerek mutfaklarda da kullanılmaya başlanmıştır. Mikrodalga fırınları ise yine savaş teknolojisi üretim laboratuvarlarında haberleşme üzerinde yapılan çalışmalar esnasında tesadüfen bulunmuş ve sivil kullanıma uyarlanmıştır. Dünya savaşları esnasında ortaya çıkan birçok buluş gibi bazı buluşları ise insanlıktan tamamen saklanmış ve birer devlet sırrı olarak kalmıştır. Philadelphia deneyi de bilinenler arasında bunlardan yalnızca bir tanesi…

DE 173 Sınıfı USS Eldridge

 Philadelphia deneyi 1940 yıllarında Amerika’nın süper güç olma yolundaki uzaya çıkma savaşı gibi en büyük hamlelerinden biriydi. Philadelphia deneyinde çok büyük bir destroyerin düşman radarları tarafından gözlemlenmesini imkansız hale getirmek hedeflenmişti ancak işler istenildiği gibi gitmedi. 28 Ekim 1943 tarihinde Amerikan donanması tarafından gerçekleştirilen bu deney Pensilvanya eyaletine bağlı Philadelphia şehrinde gerçekleştirilmiştir. Deney esnasında DE 173 sınıfı 1240 tonluk USS Eldridge destroyeri 600 km uzaklığa birkaç dakikalığına gidip gelmiştir. Deneyin uygulanması Einstein’ın “Birleşik Alan Teorisi’ne” dayandırılarak gerçekleştirilmiştir. Deney esnasında dünyanın teknolojik temellerini atan bilim adamı olarak gösterilen Nikola Tesla’da çalışmış ve Einstein’a deneyin gerçekleştirilmesinde katkıda bulunmuştur. 1240 tonluk bir geminin ışınlanmasını sağlayan deneyin yapılışı Birleşik Alan Teorisinde açıklandığı gibi çok güçlü bir elektromanyetik bir alan ile görünür bölge manyetik bileşenlerini ve radar bölgesi bileşenlerini soğurarak olmuştur. Günümüzde Amerika da ki teorik fizikçi Michio Kaku’nun da anlattığı gibi görünür bölgenin soğurulması veya yönlendirilmesi ile görünmezlik mümkündür fakat bu teknoloji şu anda mevcut değildir. Tıpkı bunun gibi Philadelphia deneyinde de amaç sadece destroyeri görünmez kılmaktı fakat sonuçlar istenildiği gibi gitmedi.

Deneyin gerçekleştirilmesi için destroyerin ön top taretlerinin altına 75 KVA’lık iki adet jeneratör yerleştirilmiş ve bu jeneratörler sayesinde gemi güvertesine 4 adet manyetik ışının yollanması hedeflenmiştir. Gemi güvertesinde ki 3000 adet yükseltici tüp sayesinde de bu manyetik ışınlar kuvvetlendirilerek gemiyi saracak bir biçimde yönlendirilecek ve görünür dalga boyları dahil birçok haberleşme sisteminde kullanılan dalga boylarının gemi üzerinde saçılma yapmasını engelleyecekti. Fakat deneyin başlaması ile birlikte destroyerin görünmezlik seviyesine ulaşması birkaç dakikayı buldu fakat beklenildiği gibi gemi cismen olduğu konumda değildi. Gemi umulanın dışında 600 km uzaklıkta görünüp tekrar olduğu konuma geri gelmişti ve bu deney esnasında güvertede bulunanlar çok ilginç deneyimlere sahip oldular. Nitekim birçoğu güverteden aşağı kusarken bir kısmı da gemi gövdesinde birleşik olarak eriyik bir şekilde bulunmuştu.

Sabah saat dokuzda jeneratörlerin çalıştırılması ile başlayan deney esnasında deneye şahitlik edenlerin ifadelerine göre USS Eldridge destroyerinin çevresini yeşil bir sis bulutu kaplamış ve bu bulutun içerisinde ki gemi dakikalar sonra kaybolmuştu. Birkaç dakika sonra yeşil sis bulutu içerisinde yeniden ortaya çıkan gemi deneyi yaşayanların psikolojik olarak çökmesinin ardından bir daha tekrarlanmadı.

Morris Jessup, Alfred Bielek adlı kişilerin itirafları sonucunda 1940 yıllarını takip eden yıllarda Amerika büyük bir sıkıntıya girmiş ve birçok kez deneyi yalanlamıştır. Deneyin yapılışının ardından ortaya atılan birçok iddia ve itiraflar 1984’e kadar çok etkili olamasa da 1984’te yayınlanan ve Philadelphia deneyini konu alan Gökkuşağı Projesi (Rainbow Project) adlı filim birçok kesimi harekete geçirmiş Amerikan hükümetinin iddiaları tekrardan yalanlamasın sebep olmuştur.

Deney sonucunda, deneyi tecrübe edenlerden birçoğunun psişik yeteneklerinin geliştiğini belirten itirafçı Carlos Miguel Allende, gemi mürettebatındaki insanların bir kısmının tümüyle görünmez olduğunu ve hareket edemediğini ancak kendilerinin sadece yüz, el gibi vücuduna başkası tarafından dokunulduğunda ortaya çıktıklarını belirtmiştir.

Sinemaya konu olacak kadar ciddi iddiaların ortaya atıldığı bu deney Amerikan hükümeti gibi birçokları tarafından da karşı çıkılarak desteklenmemiştir. Bunlardan biri olan araştırmacı Jacques Vallee, deneyin sadece manyetik alan içerisinde gemi ve destroyerlerin radarlara karşı görünmez olabileceği için bu deneyin yapıldığını ve deneyin başarısız olduktan sonra insanların birçok hikâye uydurduğunu ileri sunmuştur.

 

30 Mart 2017 tarihinde kategorisine eklendi. 246 kez okundu